+90 (312) 232 33 93 / 231 70 92
·
avmehmettoprak@nasuhhukuk.com
·
Pzt - Cts 09:00-18:00
007529
Ziyaretçi Sayısı : 7529

İCRA İFLAS HUKUKUNDA MENKUL HACZİ “EV HACZİ”

1-CEBRİ İCRANIN TANIMI :

İcra İflas Hukuk veya cebri icra hukuku ya da takip hukuku kavramları birbirinin yerine kullanılmaktadır. Esasen, takip hukuku icra iflas hukukunun da üstünde yer alan daha genel bir kavramdır. İcra İflas Hukukunun konusu, alacaklıların alacaklarına kavuşmaları için, devlet yardımı ile borçlarını yerine getirmeyen borçlulara karşı cebri icra uygulanmasıdır.

Hukuk yolu dışında, hiçbir alacaklı borcunu zor kullanmak suretiyle tahsil edemez. Hukuk devleti ilkelerine göre cebri icra görev yetkisi devlete aittir. Cebri icra işlemi, devletin yetkili kurumları icra daireleri aracılığı ile icra memurları tarafından yapılır. Avukat Mehmet TOPRAK

2-TAKİP YOLLARI :

İcra İflas Hukukunda, takip aşamalarını; takip talebi, ödeme emri, haciz, haczedilen malların satılması ve paranın alacaklı kişiye ödenmesi oluşturur. İlamsız icra takibini başlatmak için herhangi bir belgeye gerek yoktur. İlamlı icra takibinde icra emri gönderilir. Ancak ilamsız icra takibinde icra emri yerine ödeme emri yollanır. Avukat Mehmet TOPRAK

İcra İflas hukukunda alacağın dayanağına göre;

-Bir Mahkeme kararına dayanan veya İİK,nun 38.maddesinde sayılan ilam hükmünde sayılan belgelerden birine  dayanan takipler için ilamlı takip,

-Kambiyo senetlerine (senet, çek) dayalı takipler için Kambiyo senetlerine mahsus takip,

-Herhangi bir belgeye dayandırılma zorunluluğu olmayan takipler için ilamsız takip, yolları mevcuttur.

Para alacağını tahsil edemeyen veya para dışındaki bir hakkına kavuşamayan alacaklı, alacağının tahsili için, yukarıda sayılan takip yollarından birine başvurabilir. Avukat Mehmet TOPRAK

3-TAKİBE ŞİKÂYET VE İTİRAZ – 1-

a)İlamsız takiplerde, İcra Dairesi, alacaklının talebi üzerine borçluya ödeme emri gönderir, ödeme emrinde borcunu ödemesi için 7 günlük ödeme ve aynı zamanda bir itirazı var ise icra dairesine itirazını sunması için 7 günlük itiraz süre verir. Borçlu tarafından verilen süre içinde itiraz edilirse takip durur.

b)Kambiyo senetlerine mahsus takiplerde, takip talebi üzerine borçluya borcunu ödemesi için 10 günlük süre ve İcra Mahkemesine itirazda bulunması için 5 günlük süre verilir. Borçlu takibin dayanağı olan senet altındaki imzayı reddediyorsa, bunu itirazında ayrıca ve açıkça beyan etmelidir. Aksi takdirde icra takibi yönünden senetteki imzayı kabul etmiş sayılır. 

Kambiyo senetlerine mahsus takipte, süresinde İcra Mahkemesine yapılan itiraz satıştan başka icra işlemlerini durdurmaz. Ancak İcra mahkemesi duruşmadan önce yapacağı incelemede, borçlunun itiraz dilekçesi kapsamından veya eklediği belgelerden edindiği kanaate göre itirazı ciddi görmesi halinde alacaklıya tebliğe gerek görmeden itirazla ilgili kararına kadar icra takibinin geçici olarak durdurulmasına evrak üzerinde karar verebilir.

c)İlamlı takiplerde ise, takip talebi üzerine İcra Dairesi borçluya icra emri gönderir. İcra emrinde borçluya borcunu ödemesi için 7 günlük süre verilir

İlamlı takibe itiraz süresi, icra emrinin tebliğinden önceki veya sonraki dönemde gerçekleşmiş olmasına göre ikiye ayrılır.

Borçlu, icra emrinin tebliğinden önceki dönemde borcun ödendiğini (itfa), ertelenmiş olduğunu ya da zamanaşımına uğramış olduğu iddiasında ise icra emrinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün için icraya takibine itiraz edebilir ve icranın geri bırakılmasını isteyebilir. Eğer borçlu 7 gün içinde icraya takibine itiraz etmez ise ilamlı icra takibi kesinleşir ve borçlu söz konusu borcu ödemek zorunda kalır. Bu durumdan başka kaçış yolu kalmamaktadır. İcra İflas Kanununda bu durum kesin ve net şekilde hükme bağlanmıştır. 7 günlük itiraz süresinin kaçırılmamasına icra emri eline ulaşan borçlu dikkat etmelidir.

Borçlu, icra emrinin tebliğinden sonraki bir dönemde, borcun ödendiğini veya ertelendiğini ya da zamanaşımına uğradığını iddia ederse her zaman icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasını isteyebilir.

Söz konusu bu durumda ilamlı icra takibinin son bulmasına kadar yani konusu para olan ilamların icrasında paraların paylaştırılmasına kadar icra ödeme emrine itiraz edebilir. Bu durumdan sonra icra takibi son bulur. Son bulmadan itibaren borçlu sadece İstirdat davası açabilme hakkına sahip olur.

        İstirdat davası, borçlunun maddi hukuk bakımından gerçekte borçlu olmadığı parayı cebri icra tehdidi altında ödemiş olması halinde bu paranın kendisine verilmesi için açtığı davadır.

İcra emrine itiraz, ilamlı takibin yapıldığı icra dairesinin tabi bulunduğu icra mahkemesine dilekçe ile yapılır. İcra emrine itiraz, ilamlı icra takibini kendiliğinden durdurmaz. İlamlı icra takibi ancak icra mahkemesinin vereceği icranın geri bırakılması kararı ile durur. Bu sebepten 7 günlük süre içinde uzman avukatlar tarafından hazırlanmış dilekçe ile icra takibine itiraz etmek son derece önemlidir. Aksi takdirde borcun ödenmesinden başka bir çare kalmaz.

Yukarıda belirtilen sürelerde itiraz etmeyen veya itirazı reddolunan borçlu hakkındaki takip kesinleşmiş olur. Avukat Mehmet TOPRAK

4-HACİZ – 2

Takibin kesinleşmesiyle alacaklının talebi üzerine, İcra Müdürlüğü tarafından borçlunun hak ve alacaklarına haciz konulur.

İcra İflas Hukukunda haciz denilince akla ilk gelen ve en çok tartışma konusu olan haciz şekli menkul haczi kapsamında borçlunun ikametindeki eşyaların haczi işlemidir. 

Bir diğer ismiyle ev haczi dediğimiz, borçlunun evinde veya iş yerinde uhdesinde bulundurduğu eşyaların haczi işlemidir. Alacağını nakden tahsil edemeyen alacaklı tarafın sıkça başvurduğu bir haciz yoludur.

İcra İflas Kanunun 85.maddesi taşınır ve taşınmaz malların haczine ilişkindir. Kanun maddesinde “Borçlunun kendi yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır mallarıyla taşınmazlarından ve alacak ve haklarından alacaklının ana, faiz ve masraflar da dahil olmak üzere bütün alacaklarına yetecek miktarı haczolunur” denilmektedir. Avukat Mehmet TOPRAK

a)Haciz Ne Zaman Yapılabilir?

İcra İflas Kanunun 51.maddesindeki düzenlemede, “Güneşin batmasından bir saat sonra ile güneşin doğmasından bir saat önceye kadarki devrede (Gece vakti) ve tatil günlerinde takip muameleleri yapılamaz. Ancak, gece iş görülen yerlerde gece vakti hasılat haczi mümkündür. Tatil günlerinde haciz ve tebligat yapılabileceği gibi muhafaza tedbirleri de alınabilir. Borçlunun mal kaçırdığı anlaşılırsa gece vakti dahi haciz yapılması caizdir” denilmektedir.Ayrıca, yasada haciz yapılamayacağı belirtilen zaman diliminden önce başlayan haciz işlemi sonuçlandırılır. Avukat Mehmet TOPRAK

b)Haciz Borçlunun Yokluğunda da Yapılabilir mi? 

Toplumda yanlış değerlendirilen başka bir husus da borçlunun adresinde bulunmaması veya kapının kapalı olması durumunda haczin yapılamayacağıdır.

Haciz borçlunun yokluğunda da yapılabilir. Kural olarak haciz mahallinde alacaklının da borçlunun da bulunma zorunluluğu yoktur, Borçlunun yokluğunda haciz mahallinde hazır bulunan tebligata ehil kişiler huzurunda yapılabileceği gibi kimsenin olmaması durumunda da yapılabilir. İcra Müdürü gerektiğinde, çilingir marifetiyle kapıyı açtırıp haciz işlemi yapabilir. İcra Müdürü zor kullanarak kapıyı açtırmadan evvel bir yanlışlığa ve mağduriyete neden olmamak için öncelikle çevrede bir araştırma yapar, komşularına ve bilhassa bina yöneticisinden bilgine başvurur, tebligatın da bu adrese yapıldığını teyit ederse bu şekilde haciz yapmasına engel bir durum bulunmamaktadır. Ancak kural olarak İcra Müdürü haciz talebini reddetme yetkisi bulunmamaktadır. 

Konuya dair Yargıtay Kararlarını bilgilerinize sunuyorum…… Alacaklı tarafından ….4. İcra Müdürlüğü’nün 2013/10957 Esas sayılı takip dosyasından yürütülmekte olan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibinde alacaklının, borçlunun, ”… Mah., … Bulvarı, No:16/11….” şeklindeki adresinde kapının kilitli olması halinde çilingir vasıtasıyla açılarak haciz ve muhafaza işlemi yapılmasına yönelik … 

……3. İcra Müdürlüğü’nün 2015/4104 Talimat sayılı dosyasına haciz talimatı yazılması talebinin, icra müdürlüğünce, daha önce talimat icra dairesince, bildirilen adrese menkul haczi için gidildiğinde, borçlunun adreste yaşamadığı tespit edildiğinden bahisle reddedilmesi üzerine alacaklının anılan icra müdürlüğü kararının iptali istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği görülmektedir.


            İİK’nun 80. ve müteakip maddeleri uyarınca; icra müdürü, borçlunun gösterilen adresinde talep üzerine gerektiğinde kilitli yerlerin (ev ya da işyeri kapısı) çilingir vasıtasıyla açtırılması suretiyle haciz işlemini yapmak zorundadır. Bir başka anlatımla, anılan yasal düzenlemelerde, icra müdürüne, alacaklının haciz isteminin yerine getirilmesi konusunda takdir yetkisi tanınmamıştır. Bu durumda, haciz yapılan yerde 3. kişi bulunduğu ve istihkak iddia edildiği takdirde, icra müdürü tarafından beyanları zapta geçirilip, İİK’nun 96. ve bunu izleyen maddelerdeki prosedürün uygulanması gerekir.

Somut olayda da, icra müdürlüğünce; alacaklının gösterdiği adreste, haciz ve muhafaza işleminin yapılması yönünde haciz talimatı yazılmasına karar verilmesi gerekirken, ”haciz mahallinin borçluya ait olmadığının tespit edildiğinden” bahisle talebin reddedilmesi doğru değildir. Zira, yukarıda belirtildiği şekilde, icra müdürünün haciz uygulamasından sonra 3. kişinin istihkak iddiasında bulunması mümkün olup, icra müdürlüğü kararında yer alan, haciz istenen adresin borçluya ait olmadığı yönündeki gerekçe, ancak, istihkak davası sırasında tartışılıp değerlendirilebilecek hususlardandır.


O halde, mahkemece, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.



Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nın 366. ve HUMK’un 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/01/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi. (YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ ESAS 2016/17335 KARAR 2017/440)……

c)Borçlunun Evdeki Tüm Eşyası Haczedilebilir mi?

Kural olarak borçlunun her türlü mal ve haklarının haczi mümkündür.

2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda 2012 yılında yapılan değişiklikle birlikte borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu eşyaların haczedilemeyeceği düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, borçlunun evindeki temel ihtiyaçları için gerekli olan ev eşyaları haczedilemeyecektir. Örneğin televizyon, buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi gibi eşyalar temel ev eşyaları niteliğinde olup aile bireylerinin yaşamı için gerekli olduğundan bu eşyalar haczedilemez. Ancak bu eşyaların birden fazla olması halinde durum değişecektir. Kanun koyucu bu eşyaların birden fazla olması halinde yalnızca birinin haczedilemeyeceğini belirtmiştir. Örneğin borçlunun evinde iki tane buzdolabı, üç tane televizyon bulunması halinde bunlardan yalnızca bir televizyon ve bir buzdolabı ev sakinlerinin kullanımında kalması amacıyla haczedilemeyecek kalan iki televizyon ve bir buzdolabı hazcedilebilecektir. Birden fazla olan eşyadan ekonomik olarak daha değerli, haczi ve satışı daha kolay olan eşyalar haczedilmelidir.

Yapılan kanun değişikliğinden sonra kamuoyunda “eve haciz yapmak yasaklandı” gibi yanlış bir algı yer etmiştir. Alacaklı ödeme emrinin kesinleşmesiyle birlikte borçlunun evine haciz yapılmasını talep edebilir. Bunun önünde hukuken bir engel bulunmamaktadır. Ancak alacaklının eve haciz yapması durumunda evde bulunan lüzumlu ev eşyaları haczedilemeyecektir. Bunun dışında yukarıda da belirttiğimiz gibi borçlunun evinde aynı eşyadan iki tane olması durumunda alacaklı bunlardan birini haczedebilir, evde para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika süs eşyası bulunduğu takdirde bunları da haczedebilir. Borçlunun evindeki süs eşyası lüzumlu eşya olarak görülmediğinden haczi mümkündür.

Bu konu hakkındaki Yargıtay kararından alıntı yapmak isteriz:“… 6352 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile değiştirilen 2004 Sayılı icra İflas Kanunu’nun 82. maddesinin 1. fıkrasının 3. bendi uyarınca; para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu olan eşya haczedilemez. Ancak aynı amaçla kullanılan birden fazla eşya olması halinde bunlardan birisinin haczi mümkündür.

Bu düzenlemenin gerekçesinde; alacaklı ile borçlu arasındaki menfaat dengesinin sağlanması, temel hak ve özgürlüklerin korunması, haczinde ekonomik yarar bulunmayan ya da muhafazasında ve satışında güçlük çekilen eşyaların hacizlerinin önlenmesinin amaçlandığı ve borçlu ile aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için gerekli her türlü eşyanın haczedilemeyeceğinin hükme bağlandığı belirtilmiştir. İİK’nun 85 /son maddesinde ise “haciz koyan memur, borçlu ile alacaklının menfaatlerini mümkün olduğu kadar telif etmekle mükelleftir” düzenlemesine yer verilmiştir.

Kural olarak borçlunun her türlü mal ve haklarının haczi mümkündür. Haczedilmezlik iddiasında bulunabilmek için, İcra iflas Kanunu’nda ya da özel kanunlarda hüküm bulunması gerekir. Asıl olan borcun ödenmesi, bir diğer ifade ile alacaklının alacağına kavuşması olup, haczedilmezliğe ilişkin düzenlemelerin bu bağlamda dar yorumlanması gerekir. Diğer yandan, haczin amacı, borcun tahsilinin sağlanması olup borçluyu taciz etmek ya da baskı kurarak ödemeye zorlama maksadıyla haciz yapılmamalıdır. Aksine davranış başta İİK’nun genel mantığına ve 85 /son maddesi hükmüne açıkça aykırılık teşkil edeceği gibi, temel hak ve özgürlüklerin korunması ilkesine de ters düşer. Nitekim ev eşyasının haczi halinde bu eşyanın muhafazası güç olup çoğu zaman satılamamakta, satılmaları halinde ise satış bedeli haciz ve muhafaza masraflarını dahi karşılamamakta ve dolayısıyla alacağın tahsiline müspet yönde herhangi bir katkısı da bulunmamaktadır. Bu halde yapılan haciz işleminde ekonomik yarar bulunmadığı gibi, haczin yalnızca borçluyu ve doğal sonucu olarak aile bireylerini taciz etmekten öte bir yarar sağlamadığı da görülmektedir.

Buna göre ev eşyası yönünden, İİK’nun 82/1-3 maddesinde yer alan haczedilmezliğe ilişkin düzenlemenin genel kuralın aksine geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmelidir. 6352 Sayılı Yasanın 16. maddesinin gerekçesi de bu görüşü destekler niteliktedir. Bütün bu açıklamalar ışığında, kural olarak ev eşyasının haczedilemeyeceği, ancak aynı amaca hizmet eden birden fazla eşya var ise birisinin haczedilebileceği kabul edilmelidir.

Böyle bir durumda pek tabidir ki muhafazası ve satışı zahmetsiz olan, taliplisi fazla olan eşyalar haczedilmelidir. 

Ancak lüzumlu olmayan ev eşyaları için de haczedilmezlik kuralı uygulanmamalıdır. Burada lüzumlu olan eşyadan ne anlaşılması gerektiğinin üzerinde de durulması gerekir. Mütevazi bir hayat standardının sürdürülebilmesi ve içinde bulunulan sosyal statünün asgari koşullarının muhafazasını temine yarayan, borçlunun yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya lüzumlu eşya olarak kabul edilmelidir. Lüzumlu eşyanın değeri ise pek fahiş olmadığı sürece haczedilmezlik şikayeti dinlenmelidir…” Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 17.04.2015 tarih,2015/1100 Esas, 2015/10128 Avukat Mehmet TOPRAK

5-HACZİ CAİZ OLMAYAN MALLAR :

İcra ve İflas Kanunu, madde 82: Haczi caiz olmayan mallar ve haklar:(Değişik madde: 18/02/1965 – 538/46 md.): Aşağıdaki şeyler haczolunamaz:

  1. Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar,
  2. (Değişik bent: 6352 S.K.-02.07.2012/m.16) Ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedenî çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya,
  3. (Değişik bent: 6352 S.K.-02.07.2012/m.16) Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu eşya; aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri,
  4. Borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer eklenti ve ziraat aletleri; değilse, sanat ve mesleki için lüzumlu olan alet ve edevat ve kitapları ve arabacı, kayıkçı, hamal gibi küçük nakliye erbabının geçimlerini temin eden nakil vasıtaları,
  5. Borçlu ve ailesinin idareleri için lüzumlu ise borçlunun tercih edeceği bir süt veren mandası veya ineği veyahut üç keçi veya koyunu ve bunların üç ay lık yem ve yataklıkları,
  6. Borçlunun ve ailesinin iki aylık yiyecek ve yakacakları ve borçlu çiftçi ise gelecek mahsül için lazım olan tohumluğu,
  7. Borçlu bağ, bahçe veya meyve veya sebze yetiştiricisi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan bağ bahçe ve bu sanat için lüzumlu bulunan alet ve edevat,

Geçimi hayvan yetiştirmeye münhasır olan borçlunun kendisi ve ailesinin maişetleri için zaruri olan miktarı ve bu hayvanların üç aylık yem ve yataklıkları,

  1. Borçlar Kanununun 510 uncu maddesi mucibince hacz olunmamak üzere tesis edilmiş olan kaydı hayatla iratlar,
  2. Memleketin ordu ve zabıta hizmetlerinde malul olanlara bağlanan emeklilik maaşları ile bu hizmetlerden birinin ifası sebebiyle ailelerine bağlanan maaşlar ve ordunun hava ve denizaltı mensuplarına verilen uçuş ve dalış tazminat ve ikramiyeleri,

Askeri malullerle, şehit yetimlerine verilen terfi zammı ve 1485 numaralı kanun hükmüne göre verilen inhisar beyiye hisseleri,

  1. Bir muavenet sandığı veya cemiyeti tarafından hastalık, zaruret ve ölüm gibi hallerde bağlanan maaşlar,
  2. Vücut veya sıhhat üzerine ika edilen zararlar için tazminat olarak mutazarrırın kendisine veya ailesine toptan veya irat şeklinde verilen veya verilmesi lazım gelen paralar,
  3. (Değişik bent: 6352 S.K.-02.07.2012/m.16) Borçlunun haline münasip evi,
  4. (Ek bent: 6352 S.K.-02.07.2012/m.16) Öğrenci bursları.

Medeni Kanunun 807 nci maddesi hükmü saklıdır. 2, 3, 4, 5, 7 ve 12 numaralı bendlerdeki istisna, borcun bu eşya bedelinden doğmaması haline münhasırdır.

(Ek fıkra: 6352 S.K.-02.07.2012/m.16) Birinci fıkranın (2), (4), (7) ve (12) numaralı bentlerinde sayılan malların kıymetinin fazla olması durumunda, bedelinden haline münasip bir kısmı, ihtiyacını karşılayabilmesi amacıyla borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılır.

(Ek fıkra: 6352 S.K.-02.07.2012/m.16) İcra memuru, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebin kabulüne veya reddine karar verir.

Haczedilmezliğin istisnalarından biri de, takibe konu borcun eşya bedelinden doğması halinde bu mallar da haczedilebilecektir. Uygulamada çokça karşılan bir durumdur. Örneğin borcun kaynağının borçlunun bir mağazadan almış olduğu televizyon borcu olması durumunda bu televizyon haczedilebilecektir. Avukat Mehmet TOPRAK

6-HACZEDİLMEZLİK VE ŞİKÂYET SÜRESİ :

Kural olarak borçlunun borca yetecek tam malvarlığı ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları haczedilebilir.

Alacaklı alacağına kavuşmak amacıyla icra takibi başlattığında, nakden tahsilat sağlayamadığında borçlunun malvarlığı üzerine yönelebilir. Bu malvarlığı borçlunun menkul ve gayrimenkul tüm değerlerini ifade eder. Ancak burada kanun koyucu, bu şekilde alacaklı-borçlu husumeti sebebiyle borçlunun malvarlığı üzerindeki haczin sadece borçlunun kendisini değil ailesi, birlikte yaşadığı ve bakmakla yükümlü olduğu kişileri de etkilemesinden ötürü bazı malların haczedilemeyeceğini 2012 senesinde Kanun’da yaptığı güncellemeyle yasa maddesi haline getirmiştir.

Değişiklikten önceki uygulamalarda çoğu ailenin yaşamlarını sürdürmede gereken asgari düzeydeki malvarlığı dahi elinden alınmaktayken yeni gelen düzenleme doğrultusunda kişilerin veya ailelerin haline münasip yaşamları için gerekli malvarlıkları haczedilemez kılınmıştır. Borçlunun, icra konusu borcunu ödeyebilmesi için öncelikle bir gelir elde etmesi gerekmektedir. Özellikle bedeni çalışması ile gelir elde eden borçluların mesleğini devam ettirmesi için gereken her türlü eşya da yine bu değişiklikle haczedilemeyecek eşyalar arasına girmiştir. Daha önce gazete ve haberlerde çok sık rastlanılan beyaz eşya, mobilya, yiyecek ve yakacak hacizlerinin kaldırıldığı genel olarak doğru bir bilgi olmakla birlikte haline münasip kriterinin üzerinde ve birden fazla sayıda olan bu tür eşyaların da hala haczi kabildir.

Haczedilmezlik şikâyetinin ileri sürülebileceği süre hakkında yasada özel bir hüküm bulunmadığından, bu konuda şikayet süresine ilişkin genel hükümler uygulanır. Bu nedenle kural olarak haczedilmezlik iddiasının, yedi günlük şikayet süresi içinde ileri sürülmesi gerekir. Bu durumda yedi günlük süre, haczin öğrenilmesinden itibaren işlemeye başlar. Yani, haciz borçlunun huzurunda veya borçlu adına Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebligat yapılabilecek birlikte oturan, eşi, aile fertleri, hizmetçisi huzurunda yapılmışsa (3494 sayılı yasa ile değişik İİK. mad. 103) artık kendisine ayrıca 103 davetiyesi gönderilmeyeceğinden haciz tarihinden itibaren; eğer haciz gerek borçlunun ve gerekse borçlu adına tebligatı alabilecek kişilerin yokluğunda yapılmışsa, 103 davetiyesinin tebliğinden itibaren, işlemeye başlar. 

103 davetiyesi ile, yokluğunda haciz yapılan borçluya üç gün içinde haciz tutanağını incelemek için süre verildiğinden, borçlu 103 davetiyesinin kendisine tebliği üzerine, icra dairesine giderek herhangi bir beyanda bulunursa bu tarihte haczi öğrenmiş sayılır ve şikayet süresi bu tarihten itibaren işlemeye başlar. Eğer borçlu, 103 davetiyesinin kendisine tebliğinden sonra, haciz tutanağını incelemek için icra dairesine gitmezse, üç günlük sürenin bitiminde haciz tutanağını incelemiş ve haczi öğrenmiş sayılır. Bu son durumda, şikayet süresi, üç günlük sürenin sona ermesinden itibaren işlemeye başlar. Avukat Mehmet TOPRAK

7-İSTİHKAK İDDİASI : 

İcra İflas Hukukunda istihkak iddiası 97-99 maddelerinde düzenlenmiştir Haczedilen malın “üçüncü kişi elinde bulunması” halinde açılacak istihkak davası İİK mad. 99’da düzenlenmiştir. Alacaklının haciz istemi (İİK mad. 78) üzerine icra müdürü, takip konusu alacak için gerek borçlunun iş ve ev adresinde gerekse üçüncü kişilerin elinde bulunan malları (İİK mad. 85’e göre)haczeder ve haczedilen mallar hakkında varsa borçlunun ve üçüncü kişilerin (istihkak) iddialarını haciz tutanağına (İİK mad. 102/I) yazar. Borçlunun elinde haczettiği malları İİK mad. 88/II uyarınca icra müdürü ancak alacaklı kabul ederse (muvafakat ederse) borçluya yediemin olarak bırakabilir. Bu malların, malları elinde bulunduran ve istihkak iddiasında bulunan  üçüncü kişiye yediemin olarak bırakılması ancak haciz talebinde bulunmuş olan alacaklının muvafakati ile mümkün olabilecektir. Üçüncü kişinin elinde bulunan ve üzerinde üçüncü kişinin istihkak iddiasında bulunduğu bir malı haczeden icra müdürü, üçüncü kişinin istihkak iddiasını haciz tutanağına yazdıktan sonra, üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesinde istihkak davası açmak üzere, alacaklıya yedi günlük bir süre verir.  (İİK mad. 99).   İcra müdürünün bu kararı üzerine, alacaklı;  haczettirdiği malı elinde bulunduran üçüncü kişinin bu iddiasını samimi bulmaz ve haczettirdiği malın üçüncü kişiye değil borçluya ait olduğu görüşünde ısrar ederse, icra mahkemesinde, üçüncü kişi aleyhine, istihkak davası açar. İİK mad. 99 hükmünün uygulanabilmesi için, malın yalnız üçüncü kişinin elinde bulunuyorken haczedilmiş olması gerekir. Örneğin; icra müdürü alacaklının talebi üzerine, borçlu tarafından mal kaçırmak amacı ile, komşusuna bırakılmış (götürülmüş) olduğu ileri sürülen, radyo, televizyon, buzdolabı, bilgisayar vb. malları komşusunun evinde (işyerinde) haczetmişse ya da borçlunun olduğu ileri sürülen işyerine haciz için gittiğinde, borçludan işyerini devraldığını belirten üçüncü bir kişi ile karşılaşır ve alacaklı bu devrin geçerli olduğunu ileri sürerek işyerindeki eşyaları haczettirirse, icra müdürünün 99. maddeye göre işlem yapması yani; bu eşyaları haczedip yediemin olarak üçüncü kişiye bırakması ve alacaklıya, üçüncü kişiye karşı istihkak davası açmak üzere süre vermesi gerekir. İcra müdürünün bu şekilde hareket etmemesi  Örneğin; istihkak davası açmak üzere alacaklıya süre vermemesi ya da haczettiği malı üçüncü kişinin elinden alması, üçüncü kişinin (süresiz) şikâyetine neden olur.

Bu sebeple haczedilen mal borçlunun evinde veya işyerinde değil de üçüncü bir kişiye ait ev veya işyerindeyse, ve alacaklı tarafında borçluya ait olduğu iddia edilen mallar için üçüncü kişi istihkak iddiasında bulunursa, icra müdürü bu iddiayı haciz tutanağına geçip alacaklı vekiline dava açmak için 7 günlük süre verir. Eğer haczedilen mallar borçluya ait ev veya işyerinde haczedilmiş ancak üçüncü kişi  istihkak iddiasında bulunmuşsa bu seferde icra müdürü üçüncü kişiye istihkak davası açması için 7 günlük süre verir. İcra Mahkemesi Yargılama sonucunda haczin devamına veya durdurulmasına karar verir.

Avukat Mehmet TOPRAK

Ankara Barosu – 14.12.2019

        

İlgili Yayınlar