+90 (312) 232 33 93 / 231 70 92
·
avmehmettoprak@nasuhhukuk.com
·
Pzt - Cts 09:00-18:00
017578
Ziyaretçi Sayısı : 17578

ERKEN YAŞTA EVLİLİK (ÇOCUK GELİNLER-EŞLER-ANNELER)

Toplumun en BÜYÜK yapı taşının aile olduğu öğretilir ilkokul Hayat Bilgisi Kitaplarında. Aile olmanın ön koşullarından biri evliliktir. Evlilik ise iki kişinin aile kurmak üzere kanunların uygun gördüğü şekilde, ruhen ve bedenen bir ömür boyu sürecek şekilde bir araya gelmesidir” şeklinde tanımlanabilir. Bu tanımın vurgu yaptığı “ruhen ve bedenen bir ömür boyu sürecek birliktelik” cümlesinden ise aile kuracak (evlenecek) iki kişinin hem ruhen hem de bedenen birlikteliği ve bu birliktelik kararının kişilerce verildiği anlaşılmaktadır. Ancak evlilik kararı toplumumuzda kişinin kendi verebildiği bir karar mıdır? Kişinin bu kararında hangi faktörler önemlidir? Ruhen ve bedenen, özgürce karar verebilmesi için kişinin hangi yeterlilikte olması gerekir? Gibi sorulara verilecek cevaplar evlilik(aile) kurumunun hem kişi hem toplum için sağlıklı kurulabilmesi için oldukça önemlidir. Nitekim 01.02.2015 tarihli Milliyet Gazetesi haberinin başlığında 15’inde evlendi 16’sında anne oldu 18’inde ölmek istedi.” şeklinde yazmaktadır. Haberin içeriğinde ise 15 yaşında “evlendirilen” bir kadının dramı anlatılmaktadır. Haber incelendiğinde kendi adına karar verilen bir çocuğun, kuzeni ile evlendirildiği sonrasında ise içinden çıkamadığı sorunlar yaşayıp intihara kalkıştığı görülmektedir. Buna benzer birçok haber ve hepimizin birebir şahit olduğu örnekler mevcuttur. Yani ruhen ve bedenen verilen evlilik kararı her zaman kişiye ait değildir, kendi verdiği bir karar da yoktur. Belki ikna, belki inanç, belki baskı… Ama bir dış müdahale vardır. Yani evlilik, iki karşı cins arasında yasalara uymak şartı ile aile kurmayı, çocuk sahibi olmayı, bu çocuklara belli bir statü sağlamayı ve kültürel, sosyo-ekonomik, psikolojik, biyolojik amaçları hedefleyen bir anlaşma ve dayanışma iken birtakım nedenlerle bazen sağlıklı ve mutlu ilerleyemeyebiliyor. Bu nedenlerin bir tanesinin de erken yaşta evlilik olduğu düşünülebilir. Avukat Mehmet TOPRAK

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmede ve Türk hukuk sisteminde 18 yaşını doldurmamış olan kişilerin çocuk kabul edildikleri bilinmektedir. Türkiye’de yasal evlenme yaşı 18’dir. Bununla birlikte, çocuklar 17 yaşına bastıklarında ailelerinin veya yasal vasilerinin izniyle evlenebilmektedirler. 16 yaşındaki çocuklar ise ‘istisnai durumlarda ve hayati önem arz eden bir gerekçenin olması şartıyla’ mahkemeden alınan özel izinle evlenebilmektedirler. Türkiye istatistik kurumu verilerine göre 2018 yılında çocuk yaşta evlilik sayısı, önceki yıllara göre azalma gösterse de 1029’dur. Resmi nikah olmayıp sadece dini nikahla yapılan evliliklerin bu rakama eklenmediği düşünülürse ülkemizde kanunlara göre erişkin olarak kabul edilmeyen bireylerin sayısının oldukça fazla olduğu ortadadır. Yine aynı verilere göre erken yaşta evliliğin en fazla Ağrı, Muş, Bitlis, Gaziantep, Kahramanmaraş, Şanlıurfa’da gerçekleştiği görülmektedir. Bu evliliklerin çoğu geleneksel toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle olmaktadır. Dünya geneline bakacak olursak da araştırmalar her yedi saniyede bir, bir kız çocuğunun evlendirildiğini anlaşılmaktadır. Erken yaşta evlilik, kız çocuklarına yönelik cinsiyet kalıp yargılarını pekiştirmekte ve onların eğitimlerine engel olmakta, sağlıklarını tehlikeye atıp onları şiddet ve yoksulluk riskine maruz bırakarak toplumsal cinsiyet eşitsizliğini doğurmakta ve onları dezavantajlı duruma sokmaktadır. Bu tür evliliklerin nedenleri arasında ailelerin eğitim seviyesinin düşüklüğü, geleneksel kabuller ve dini inançlar, aile içi şiddet, başlık parası, özenti vb. sayılabilir. Avukat Mehmet TOPRAK

Yukarıdaki anlatımdan yola çıkarak ülkemizde özellikle geleneksel yaşam ve ataerkil aile tutumları nedeniyle ergenlik dönemi içinde olan, bedensel ve zihinsel gelişimini yeterince tamamlayamamış kız çocuklarının evlendirildiği, bu tür evliliklerin meşru görüldüğü ortadadır. Evliliğin getirdiği ağır sorumlulukların da çocuk yaşta sırtlanması psikolojik travmalara neden olabilmektedir. Çocuklar, anne, eş, gelin olma sorumluluklarını henüz baş edemeyecekleri bir yaşta üstlenmek zorunda kalmaktadırlar. Günümüz modern toplumlarında sağlıklı bir evlilik öncesinde bireylerin birçok hayat deneyimi edinmeleri ve sorunlarla baş edebilme becerileri kazanmaları, eğitim almaları, hayatlarını idame ettirebilmek için iş sahibi olmaları gerekli görülürken, erken evlendirilen çocuklar bütün bunlardan mahrum edilmektedir ve bir anlamda çocuğa yönelik cinsel istismarı beraberinde getirmektedir. Ataerkil yaşam biçiminin onlara dayattığı dağ gibi sorunların altından küçücük yürekleriyle kalkmaya çabalarken aslında ruhen yok olmaktadırlar. Oysaki onların en temel hakları eğitimdir, sağlıklı yaşamdır. Devletimiz bu konu ile ilgili politikalar ve yasal düzenlemeler üretmeli, vakıflar, dernekler gibi sivil toplum kuruluşları etkin rol almalıdır. Çocuklarımızın yaşam ve karar hakları meşru evlilik yoluyla başkalarının ellerine bırakılmamalıdır. Avukat Mehmet TOPRAK

Sonuç olarak; toplumumuzun önemli bir kısmında çocukların evlendirilmesi normal ve hatta gerekli olarak görülmektedir. Sorun, insani haklarının onların ellerinden zorla alınması olarak görülmediği için çözüm yolu bulmak da kolay olamamaktadır. Avukat Mehmet TOPRAK

Erken yaşta evlilikle çocuklar aile içi şiddete maruz kalabilmekte, arkadaşlarından uzaklaşmakta, sosyal kimliklerinin sağlıklı oluşması engellenmekte ama en öncelikle de annelik gibi kutsal ama bir o kadar da zor bir sorumluluğa itilmektedirler. Bu zorlukların getirdiği sorunlar toplum gelişimini de olumsuz etkilemektedir. Çocuklar eğer toplumların en değerli varlıkları iseler ve korunmaya muhtaç iseler asla en temel gelişim ve yaşam hakları ellerinde alınıp böylesine zorlu ve önemli bir sürece insanlık dışı biçimde maruz bırakılmamaları için her türlü tedbir ve engelleyici-eğitici faaliyetlerin eksiksiz yapılması gerekir. 

Avukat Mehmet TOPRAK

         Ankara Barosu – 16.12.2019