+90 (312) 232 33 93 / 231 70 92
·
avmehmettoprak@nasuhhukuk.com
·
Pzt - Cts 09:00-18:00
004374
Ziyaretçi Sayısı : 4374

NAFAKA – SÜRESİZ NAFAKA – SÜRELİ NAFAKA

Nasuh Hukuk
Avukat Mehmet TOPRAK

Nafaka Nedir?

Boşanma davası devam ederken veya boşanma kararı ile birlikte, ekonomik olarak zora düşecek olan eşe bağlanan ve diğer eşin aylık olarak belirlenen miktarlarda ödemek zorunda olduğu parayı ifade etmektedir. Avukat Mehmet TOPRAK

Nafaka Çeşitleri Nelerdir?

Boşanma davası açıldıktan sonra davaya bakan hakim bazı konularda resen karar verir. Bunlardan biri de birlikte yaşamaya son veren eşlerin ekonomik olarak geçimlerini nasıl sağlayacağı hususudur. Boşanma davası süresince ekonomik olarak daha iyi konumda olan eşin geçimini sağlamakta zorlanan eşe ödenmesine karar verilen nafaka türüne “tedbir nafakası”, boşanma kararı ile birlikte, ihtiyaç duyan eşe, boşanmada kusuru daha fazla olan diğer eşin ödemesine hükmedilen ödemeye “yoksulluk nafakası”, boşanma kararından sonra müşterek çocuğun velayetinin verildiği eşe, diğer eşin, çocuğun bakımı, eğitimi ve diğer giderleri için vermesi gereken paraya “iştirak nafakası” diğer bir adıyla bakım nafakası, Türk Medeni Kanunun 364 ve devamı maddelerine göre yardım edilmediğinde yoksulluğa düşecek yakın akrabalarının geçinmesi için yapılması gereken ödemeye ise “yardım nafakası denir” Avukat Mehmet TOPRAK

Nafaka Miktarını Kim? Nasıl Belirler?

Boşanma davasına bakan hâkim, tarafların ve çocuğun ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak nafaka miktarını belirler. Avukat Mehmet TOPRAK

Nafakanın Arttırılması veya Kaldırılması Mümkün müdür?

Boşanmaya karar veren Hâkim, nafaka kararında, nafakanın arttırılmasına dair bir oran belirlemiş ise, bu orana göre arttırılarak uygulanır. Ancak tarafların sosyal ve ekonomik durumlarında değişim olması halinde ve talep edilmesi durumunda, hâkim tarafından, nafakanın arttırılması, azaltılması veya kaldırılmasına karar verilebilir. Avukat Mehmet TOPRAK

Nafaka Ödememenin Cezası Var mı?

Nafakanın ödenmemesi hususu, İcra İflas Kanunun 344.Maddesinde düzenlenmektedir.

Nafakayı alamayan tarafın şikâyeti üzerine, nafakayı ödemeyen taraf, İİK 344.maddesine göre 3 ay tazyik hapsi ile cezalandırılır. Hapis Cezasının uygulanmasından sonra nafaka borcunun ödenmesi halinde borçlu tahliye edilir.

Mahkemece belirlenen miktar ve zamanlarda nafakanın ödenmemesi durumunda, nafaka borçlusu aleyhine icra takibi yapılabilir. Nafaka alacağı İİK.nun 206.maddesi gereğince öncelikli alacak olarak kabul edilmiştir. Avukat Mehmet TOPRAK

Nafaka için İcra Takibi Nasıl Yapılır?

Aleyhine nafaka hükmedilen tarafın belirlenen miktarlardaki nafakayı, diğer tarafa ödememesi durumunda, alacaklı taraf nafaka alacağının tahsili için cebri icra yoluna başvurabilir. 

Kural olarak takip, genel takip kuralı gereği bir takip talebi ile açılır. Nafaka çeşitlerine göre takibin şekli de değişmektedir. 

Tedbir nafakası kararı, boşanma davasının devamı esnasında verildiğinden bu kararın kesinleşmesi aranmamaktadır. Tedbir nafakasına hükmedildiğine dair duruşma tutanağının takip talebi ile birlikte icra dairesine sunulmasıyla ilamsız takip başlatılır.

Kendisine iştirak nafakası veya yoksulluk nafakası ödenmesine hükmedilen alacaklı taraf, belirlenen miktar ve zamanlarda nafakanın ödenmemesi durumunda, Mahkeme kararı ve takip talebi ile birlikte İcra iaresine başvurarak ilamlı takip başlatabilir.

İcra Dairesine takip talebi üzerine borçlu tarafa takibin türüne göre ödeme veya icra emri gönderir.

Takibin bundan sonraki aşamalarında, önceki makalelerimizde bahsetmiş olduğumuz ilamlı ve ilamsız takip, kuralları geçerlidir.

Takibin kesinleşmesinden sonra borçlunun malvarlığına genel haciz kuralları gereği haciz konulur. Nafaka alacağı öncelikli alacak olması nedeniyle, diğer alacakların önüne geçerek birinci sırada yer alır. Örneğin, maaşında birden fazla haciz bulunan borçlunun nafaka borcu öncelikle maaşından kesilir, kalan maaş üzerinden diğer borçlular sıraya girer, yani nafaka alacağı sıraya girmez, başka haciz de olsa birinci sırada kesinti yapılır.

Ancak birikmiş nafakada durum farklıdır. Birikmiş nafaka da diğer adi alacaklar gibi sıraya girer ve sırası geldiğinde borçlunun maaşından ¼ oranında kesilerek alacaklıya verilir.

Kural olarak emekli maaşına haciz konulamaz, ancak borçlunun muvafakati halinde haciz konulabilir. Fakat nafaka alacaklarında bu kural geçerli değildir. Nafaka alacağı için sıra beklemeksizin ve emekli maaşına haciz konulabilir. 

İcra İflas Kanunun 83.maddesinde kısmen haczi caiz mallar arasında sayılan maaş ve ücretlerde, borçlunun geçimini sağlayabilmesi, zaruri ihtiyaçlarını karşılayabilmesi amacıyla borçlunun maaşının ¼ oranından az olmamak kaydıyla haczedilebilir hükmü mevcuttur. Uygulamada genelde maaşların 1/4 olarak haczedilir. Ancak nafaka kararında maaşın ¼ ünden daha fazla oranda bir miktara hükmedilmiş ise kesinti yapılabilir. Buna dair Yargıtay kararını sizinle paylaşmak isterim.

“Her ne kadar Dairemizin, yurtdışından alınan emekli maaşının tamamının haczini engelleyen özel bir yasa hükmü bulunmadığından bahisle, yurtdışı emekli maaşlarının tamamının haczedilebileceğine dair içtihatları bulunmakta ise de, Yargıtay HGK. nun, önüne gelen benzer bir konuda verdiği 2009/12-166 Esas sayılı 10.06.2009 tarihli kararından sonra bu görüş değiştirilerek yurtdışından bağlanan emekli maaşları, İİK. nun 83. maddesi kapsamında değerlendirilmeye başlanılmıştır. <Kısmen haczi caiz olan şeyler> başlığını taşıyan söz konusu maddede <…. tekaüt maaşları……borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra müdürünce lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra haczolunabilir. Ancak haczolunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz. Birden fazla haciz var ise sıraya konur. Sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez> düzenlemesine yer verilmiştir. Bu bağlamda; Yargıtay HGK. nun 10.06.2009 tarihli kararı Dairemizce de benimsenerek, anılan karar doğrultusunda içtihat değişikliğine gidilmiştir.

Somut olayda, ilama bağlanan (30.04.2001 tarihinden itibaren aylık 50.000.000 TL. tedbir nafakasına, kararının kesinleşmesi ile yoksulluk nafakası olarak devamına karar verilen) nafaka alacağının tahsilini teminen 2003/3324 sayılı takip dosyası ile yapılan ilamlı takip sonucu borçlunun almakta olduğu emekli maaşının 1/4’ne haciz konulduğu ve 03.05.2004 tarihinden itibaren de kesintilerin yapılmakta olduğu görülmektedir. Bilahare 2005/773 sayılı takip dosyasından da 19.02.2007 tarihinde, borçlunun emekli maaşının geriye kalan kısmı üzerine haciz konulduğu anlaşılmaktadır.

Borçlu icra mahkemesine başvurarak emekli maaşının tamamının haczedilerek kesildiğini, mağdur duruma düştüğünü, maaşı üzerinde birden fazla haciz olduğunu, hacizlerin sıraya konulması gerektiğini bildirmiş, dolayısıyla haczin kısmen yapılmasına karar verilmesini istemiştir.

Borçlunun maaş ve ücreti üzerinde daha önce konulmuş haciz bulunsa dahi, mahkemece hükmolunan ve işlemekte olan nafaka alacağı için, borçlunun maaş ve ücreti üzerinde birinci sırada haciz işlemi yapılması ve kalan maaş ve ücretin dörtte birinden az olmamak üzere tespit edilecek miktarının da daha önce haciz koyduran alacaklıya ödenmesi gerekmektedir
Nafaka borcunun özelliği göz önünde tutularak ve nafaka ilamının da borçlu aleyhinde icrasının istenmiş olduğu değerlendirilerek, cari aylık nafakanın, borçlunun almakta olduğu emekli maaşından her ay tamamen kesildikten sonra, geri kalan kısmından ne kadarının borçlu ve ailesi efradının geçimleri için gerekli olduğu tespit edilmek suretiyle ve dörtte birinden aşağı olmamak kaydıyla, alacaklı A.. Ş..’in alacağından dolayı da haczi mümkün bulunmaktadır. Birikmiş nafaka alacağının ise, diğer adi alacaklar gibi, daha önce konulan haciz sona erdikten sonra sırası geldiğinde işlem göreceği tabiidir. Bu itibarla icra mahkemesince, borçlunun şikâyetinin, yukarıda açıklanan kıstaslar dikkate alınarak değerlendirilmesi ve sonuca gidilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsizdir.

Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 16.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. .(Yargıtay 12.Hukuk Dairesi, 16.06.2009 tarih, 2009/3269 E, 2009/13519 K.)” Avukat Mehmet TOPRAK

Nafaka Ne Zaman Sona Erer?

Nafakanın ne zaman biteceği, nafakanın türlerine göre farklılık göstermektedir. 

Nafakanın ne zaman sona ereceğini nafaka türlerine göre ele alınmalıdır. Buna göre;

*Tedbir Nafakası: Boşanma davası devam ederken verilen bu nafaka kararı boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erer, boşanma kararında nafakanın devamına hükmedilmiş ise, eş için yoksulluk, çocuklar için iştirak nafakasına dönüşerek devam eder.

*Yoksulluk Nafakası: Nafaka yükümlüsü ve nafaka alacaklısının ölmesi, nafaka alacaklısının evlenmesi durumunda kendiliğinden sona erer. 

*İştirak Nafakası: Çocuğun veya nafaka ödemekle yükümlü olan kişinin ölümü, çocuğun reşit olması halinde kendiliğinden sona erer. Bununla birlikte velayetin el değiştirmesi veya velayeti elinde bulunduran tarafın nafakadan vazgeçmesi ile de iştirak nafakası sona erer.

*Yardım Nafakası: Bu nafaka türünün boşanma ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Yakın akrabalar arası söz konusu olan bir nafaka türüdür. İhtiyacın sona ermesi veya taraflardan birinin ölmesi durumunda son bulur. Avukat Mehmet TOPRAK

Süresiz Nafakanın Sakıncaları ve Eşitlik İlkesine Aykırılığı

Nafaka konusu Medeni kanunun 175 ve 176.maddesinde düzenlenmiştir.

Medeni Kanunun175.maddesinde“ Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.” Denilmektedir. Kanun Hükmüne göre, insanlar, kusuru olsa da olmasa da, bir ömür boyu nafaka ödemeye mahkûm edilmektedir.

Medeni Kanunun 176. Maddesinde ise” nafakanın kaldırılması için, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi, taraflardan birinin ölümü, alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılacağını düzenlemiştir.  Avukat Mehmet TOPRAK

Günümüzde uygulanan süresiz nafaka beraberinde birçok sorun getirmektedir. Bu nedenle süresiz nafakanın süreli olması sosyal devlet anlayışının gereğidir. Çocuğu olmadığı halde bir-iki ay evli kaldığı kadına  yıllar boyu nafaka ödeyen, defalarca bu yüzden hapse giren mağdurlar vardır. Bu insanların borçlarının ne zaman biteceğine dair bir bilgileri olmadıklarından, geleceğe dair plan ve programları da bulunmamaktadır. Boşanmada, ağır kusuru bulunan taraf zaten yüklü miktarda tazminat ödemeye mahkûm edilmektedir. Bunun yanında bir de ömür boyu nafaka ödemektedirler. Süresiz yoksulluk nafakası yasası eşit kusurlu eşleri de kapsamaktadır. Avukat Mehmet TOPRAK

Bir boşanma davasında erkeğin eşit kusurlu çıkması en iyi ihtimaldir. Ayrıca kusur aranmadan dava açılır  açılmaz kadına tedbir nafakası bağlanmaktadır. Ülkemizde Yargıtay süreci ile birlikte en kısa çekişmeli boşanma davası en az 2 yıl sürmektedir. 12 yıldır davası devam eden mağdur vardır. Dava bitiminde ise yoksulluk veya iştirak nafakasına dönüşerek ve kararda belirtilen oranlarda her yıl arttırılarak bir ömür ödenmektedir. Mevcut kanun hükümleri, evlilikler hukuken bitmiş olsa da, eşler arasındaki ekonomik ve psikolojik çekişmelerin devamına zemin hazırlamaktadır. Gerek kadını gerekse erkeği istenmeyen şiddet olaylarının içine çekmekte ve tarafların nikâhsız yaşamı tercih etmelerine neden olmaktadır. Bu da aile yapımızı oldukça olumsuz etkilemektedir. Avukat Mehmet TOPRAK

Aslında evlilik kısa ve uzun süreli olsun, çocuk olsun ya da olmasın yoksulluk nafakasının süresiz yani ömür boyu olması, ömür boyu bitmeyen bir borç insan doğasına da sosyal devlet anlayışına da aykırıdır. Boşanmadan sonra evlenen nafaka yükümlüsünün eş ve çocuklarının mağduriyetine de neden olmakta ve evliliğin devamında sorunlara neden olmaktadır. Yasa bir tarafın haklarını korurken, diğer tarafın da mağduriyetine sebep olmamalıdır. Avukat Mehmet TOPRAK

Çocuklara bağlanan iştirak nafakasının bile bir süresi,bir sınırı olduğu halde yoksulluk nafakası adı altında bağlanan nafaka süresizdir  ve kusur oranları eşit de olsa erkek bir ömür boyu nafaka ödemeye hükmedilmektedir..Bu yasanın çok az sayıda da olsa kadın mağdurları da mevcuttur. Kanunlarımızda yapılacak yeni düzenlemeler süresiz nafaka ödemeden kaynaklanan mağduriyetleri ortadan kaldıracak, tarafların hayata devam edebilme, yeni bir aile kurabilmelerine imkân verecektir. Duruma cinsiyetçi bakmak yerine objektif bakış ve İnsan kavramı üzerinden yorumlanması gerekmektedir. Bu sorunları yaşayan tarafların yaşadıkları nedeniyle oluşan tereddüt ve endişeleri onların yeni bir yuva kurmalarına engel olmaktadır. Avukat Mehmet TOPRAK

  Evlenmenin ve boşanmanın cezası ölünceye kadar olamaz Evlendi ve boşandı diye ömür boyu bir insana yıllar boyunca, her ay para ödemek zorunluluğu genç bir erkeğin yeni bir aile kurmasını, yaşamını engellemek, tüm yaşamını ipotek altına almaktır. Geçimini asgari şartlarda sağlayan bir erkeği düşündüğümüzde Özellikle kısa süreli ve çocuksuz evlilik durumunda, hakkaniyet bir insanı ömür boyu bitmeyen bir borç yükü altına sokmak olmamalıdır. Bu durum hukuki, manevi, maddi hiç bir bağı, hiç bir diyalogu kalmadığı bir insan tarafından ömür boyu gözaltında tutulmak, Sürekli olarak gelirinin, gelir artışının, artık hiç bir hukuki ve manevi bağı kalmadığı, görmediği, sesini bile duymadığı, hatta ortak bir çocuğu dahi olmadığı bir insan tarafından takip edilme duygusu oluşturduğu gibi aynı şekilde ömür boyu her ay para yatırdığı, görmediği kadını takip etme gereği oluşturmaktadır. Avukat Mehmet TOPRAK

Oysa Anayasanın 49.ve MK.2.Maddeleri oldukça açık ve nettir. Anayasanın 49.Maddesi der ki, Çalışma herkesin hakkı ve ödevidir” (Değişik: 3.10.2001-4709/19 md.) Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.) MADDE 2.-( Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.) Hükmüne yer verilmişse de nafaka alacaklısının bu maddeyi ihlal etmesi yani nafaka alacaklısı çalışmak için hiçbir girişimde bulunmamış olması bir anlam ifade etmemektedir dolayısıyla da uygulamanın ne derece yanlışlık içerisinde olduğunun açık bir ifadesidir. Avukat Mehmet TOPRAK

Süresiz nafaka hakkaniyet ilkelerine göre süreli olmalıdır ve bu süreye karar verilirken de; evlilik süresi,  çocuk olup olmadığı, kadının yaşı ve iş gücü, sağlığı, çalışabilirlik durumu, Evlilik yüzünden gerçekten yoksulluğa düşüp düşmediği, Nafakayı arttırmak için dava açtığında  çalışmak için girişimi olup olmadığına, yaşına, iş gücüne ve sağlık durumu nazara alınmalıdır.

Avukat Mehmet TOPRAK

   Ankara Barosu – 2020